Hep Lego Firmasında Mühendis Olmak İstemiştim

Henüz ilkokula yeni başladığım bir zamandı. Lego'nun ne olduğunu pek bilmiyordum. Babam bana bi akşam gelirken 6384-1 model polis seti almış. Çok sevinmiştim ve muhteşem bir şeydi. Paketlerini açıp resimlerine baka baka inşaa ettim. sonra kendi tasarımlarımı yaptım. Mesela o dönem bir autobot bile yapmıştım. Hem robot oluyordu hem de katlanınca araba oluyordu. Elimdeki kısıtlı malzeme ile aklıma gelen her tasarımı yapmaya çalışıyordum. sonra karşı komşumuz olan Görkem'e de babası bir itfaiye seti almıştı. Arada sırada karşılıklı parça hırsızlığı yaptığımız da oldu. Artık setteki parçalar hayal gücüm için yeterli gelmez olmuştu.

Bir gün Lego firmasında mühendis olmayı hayal ettim. Çok güzel bir şey olmalıydı. Düşünsenize elinizin altında sınırsızca duran bir lego serveti vardı. Üstelik istediğiniz parçayı da üretebilirdiniz. Şimdiki gibi bilgisayarların bu kadar yaygınlaşmadığı, yazılım programları ile lego tasarlamacanın esamesinin okunmadığı bir dönemdi bu. Lego firmasına mühendis olmak belki çocukça bir istekti ama hala daha içimde bir yerlerde bu istek duruyor.

Read Users' Comments (0)

Bütün Sporları Seven, Gözlüklü, Sarı Saçlı, Her Dili Bilen, Hermafrodit Çocuk

Matematik dersinde kümelerle ilgili tüm problemlerde kesişim kümesinde yer alan çocuktur. Futbol, basketbol, voleybol oynar, İngilizce, Fransızca, Almanca bilir. Gözlük takar, sarı saçlıdır ve hatta mavi gözlüdür de. Üstelik hem erkek, hem de kızdır.

Problem gereği sınıfı dil, din, ırk, cinsiyet, mezhep gibi sınıflara bölmek isteseniz bile bu çocuk asla bir sınıfa ait olamaz. Hiçbir ideolojinin altına girmez. Hiç kimsenin piyonu, maşası olmaz.

Okulda en sevilen ve en tanınan öğrencidir. Çevresi çok geniştir. Her kümenin elemanları ile dostluğu vardır.

Kimi zaman, yalnız gözlüklü ve sarışın basketbol oynayan erkeklerle gezer,
Kimi zaman, hem ingilizce bilip hem de futbol oynayan kızlarla gezer,

Her okula lazım öğrencidir bu.

Read Users' Comments (0)

Tarihteki İlk Türk

Taaa gerilere gidelim şimdi. Hani hazreti adem'in ilk çocuklarının dönemine. Henüz dünya üzerinde ırkların oluşmadığı dönemlere. Dünyada topu topu 100-200 kadar insanın var olduğu dönemlere. Tarihçilere göre insanların nüfusu arttıkça bir şekilde birbirlerinden ayrı yaşamaya başlamışlar. Çeşitli yönlere dağılmışlar, sonra da birbirlerini tanımaz olmuşlar. Farklı ırklar olarak ilan etmişler kendilerini. İşte tam burada, bu noktada diğerlerinden ayrılarak "Ben Türküm" diyen ilk insan geliyor aklıma. İlk Türk kimdi ? Acaba neler vardı aklında.

+ Anne ben Türk olacağım !
- Yapma yavrum. Hep bu anarşikler bu hale getiriyor seni.
+ O anarşikleri kesicem ana. Orta asyayı kurtarıcam. Yarınlarımız olacak ana, yarınlar bizim.
- Onu bunu bırak da şu dişi kurt iki gündür bizim buralarda dolaşıyor. Kovala onu oğlum.
+ Hımm.. Dişi kurt ? Neden olmasın ?

Böyle başlamış olabilir ilk Türk'ün serüveni. Dini bir bilgi üzerinden yola çıkarak Adem peygamber olayına bağladık tabi. Belki de tamamen evrimsel bir süreçti bu. Belki de evrimin başından beri Türk olan organik canlıydı bu. Sosyal yaşama uyum sağlar sağlamaz kendini ayırdı diğerlerinden.

+ Kafatasın fazla gelişti senin evladım. Türk olmandan korkuyorum !
- O nedir anne ?
+ Yok birşey evladım.
- Neden ağlıyorsun anne ?
+ Yok.. Yok bir şey. Rahat bırak beni.

Türk olmanın ilk saniyeleri nasıldı acaba? Diğerlerinden ayrılmışsınız ve ilk ırkınızla birliktesiniz. Tek başınasınız. Muhtemelen erkek olmanız gerek. Çünkü bir kadının "Ben Türk oldum" demesi tarih boyunca pek bir anlam ifade etmeyecekti. Yalnız şöyle bir teknik sorun var ki ilk Türk "Türk babadan olma ve Türk anadan doğma" değildi. Bir de ilk Türk'ün Yunan bir anneden ve Çinli bir babadan doğmuş olma ihtimaline ne demeli? Gerçi biyolojik olarak yalanlanabilir bir gerçek bu ama ilk Türk'ün "Damarlarımda Yüce Altar'ın kanı geziyor" demeyeceği de bir gerçek. O zaman ben de o yüce Altar'a gider DNA Testi isterim.

İşte ilk kabile. İlk Türk kabilesi. Tek başına yaşayan kahramanımız aile kurmuş. Başkasının mahremine yan gözle bakmıyor. Soy soy soyluyorlar kendi aralarında. Boy da boyluyorlar hani. İlk günler eğlenceli geçiyor. Farklı bir ırk oluşumu. İlk seneler tematik kasıyorlar gece gündüz. Sonra.. Sonra ufaktan büyüyorlar, gelişiyorlar. Gözlerine kestirdikleri yerlere saldırıyorlar falan.

Tarihteki ilk Türk ! Kimdin acaba sen?

Read Users' Comments (0)

Sevgiliye Akbil Basmak

O'nunla bir otobüs durağında karşılaşmıştık. Ben onu kesiyordum gözlerimin ucuyla. O da kalbimi kesiyordu saçlarının ucuyla. Derken otobüs geldi. Meğer aynı hatta biniyormuşuz. Gelen otobüs bir ikarus 280 idi. yıllanmış bir motor sesiyle ama gençleşmiş duruşuyla bana "hadi genç, kaçırma o kızı" dedi. Evet bu bir işaret olmalıydı. Bir hamle yaparak sıranın önüne geçtim ve "buyru hanfendi, buradan basın" diyerek akbilimi O'na uzattım. "mersi" dedi sadece. Düpedüz bir "mersi". Kabul etmemişti teklifimi. Kendi akbilini çıkarıp "dibiip" dedi. Ben de arkasından bastım kızın burnuna akbilimi. "dülülüüü" dedim. Kalakaldı öylece. Şoför "pason var mı" dedi. "iyi de kızın burnuna bastım" efendim dedim. "olsun, pasonu göster" dedi. Pasom yoktu. Sen git aptallık et, normal akbille "dülülüüü" efekti yap. Malım ben ya. "o zaman tekrar bas" dedi şoför. Kızın burnuna ikinci bir kez daha basacaktım ki kız elini koydu "yapma" dedi, güldü. Ben de güldüm. Şoför de güldü. Bütün otobüs gülüyorduk. ta ki kapı eşiğindeki yaşlı adam "yürüsüne evladım ne dikiliyorsun" diyene kadar. Hatunla otobüsün en arkasına kadar gitmiştik. Orta demire tutunduk. Otobüs çukurlara girip çıktıkça kızın göğüsleri oynuyordu ama ben bakmıyordum. Valla bakmadım ya!! Camdan yansıyan görüntüden şa'aptım. Bir kaç konuşma çabasından sonra tanıştık. Evlerimiz bir durak mesafeymiş. Sevindim.

Sonra bir gün tekrar buluştuk Kadıköy'deki otobüs duraklarında. Akşama kadar o otobüs senin, bu otobüs benim gezdik İstanbul'u. Bir körüklü otobüsün demirine adımızı kazıdık. Bir başka İkarus 280'in arka cam demirinde kollarımızı dolaya dolaya kavuşturduk ellerimizi. Ve bir Mercedes O345 in arka tekerlek üstü-karşılıklı koltuğunda karşı karşıya oturduk önce. Otobüs ani fren yapınca üzerime düştü. Gülüştük, sarıldık. Geleceği düşündük. Kim bilir gelecekte nasıl otobüsler gelecekti İstanbul'a. Dedim ki,

+ Hadi seni haftaya metrobüse götüreyim.
- Ciddi misin
+ Evet çok ciddiyim.
- Aşkım benim.

Bir akbil bastım hayatım değişti.

Read Users' Comments (0)

Bir Gün Sabah Vakti Kapıyı Çalsam

Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam.
Uykudan uyandırsam seni.
ki, daha sisler kalkmamıştır haliç'ten.
Vapur düdükleri ötmededir.
Etraf alacakaranlık,
Köprü açıktır henüz.

Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam.
Yolculuğum uzun sürmüş oldukça.
Gece demir köprülerden geçmiştir tren.
Dağ başında beş on haneli köyler,
Telgraf direkleri yollar boyunca
Koşuşup durmuş bizle beraber.
Şarkılar söylemişim pencereden,
Uyanıp uyanıp yine dalmışım.
Biletim üçüncü mevki,
Fakirlik hali.
Lületaşından gerdanlığa gücüm yetmemiş,
Sana sapanca'dan bir sepet elma almışım..
Ver elini haydarpaşa demişiz,
Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,
Hava hafiften soğuk,
Deniz katran ve balık kokulu
Köprüden kayıkla geçmişim karşıya,
Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu.

Bir gün sabah sabah kapıyı vursam,
-kim o? dersin uykulu sesinle içerden.
Saçların dağınıktır, mahmursundur.
Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim,

Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni,
ki, daha sisler kalkmamıştır haliç'ten.
Fabrika düdükleri ötmededir.


bir Turgut Uyar şiiridir.

Read Users' Comments (0)

bad command or file name

ms dos üzerinde hatalı bir komut veya dosya çağrımı yapıldığı vakit ortaya çıkan uyarı mesajı. "hatalı komut veya dosya adı" anlamındadır. sanırım, tüm yaşadıklarımın sonucunda hayatım sürekli bu mesajı verip duruyor.

c:\>ugokhan
bad life or nick name

Read Users' Comments (0)